Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (AYM) Maddeleri
İçerik
Anayasa, sekiz kısımdan oluşur.
Bunlar şu şekildedir:
- Başlangıç,
- Genel Esaslar,
- Temel Haklar ve Ödevler,
- Cumhuriyetin Temel Organları,
- Malî ve Ekonomik Hükümler,
- Çeşitli Hükümler,
- Geçici Hükümler,
- Son Hükümler.
Başlangıç Anayasa metnine dahildir.
Başlangıç:
Kısmı Anayasan'ın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirtir ve Anayasa metnine dahildir. Anayasa'nın nasıl yorumlanacağını ve yurttaşların vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunduğunu ifade eden bölümüdür.
Genel Esaslar:
İse devlet ile ilgili tanımları içerir ve "Türk Milleti" olarak tanımlanan vatandaşların egemenlik haklarından anayasal devlet organlarına verdiği yetkileri tanımlar.
İlk üç madde 4. maddede belirtildiği üzere değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez.
Temel Haklar ve Ödevler
Cumhuriyetin Temel Organları:
Belirlenmiş ve kuvvetler ayrılığı prensibi ile hareket etme zorunluluğu olan Yasama, Yürütme ve Yargı organlarına verilen yetkileri ve bunların görevlerini tanımlar.
Malî ve Ekonomik Hükümler:
Devletin hareket edeceği temel mali ekonomik politikaları ve kuralları belirler.
Çeşitli Hükümler:
Kısmında Başlangıçta da belirtilen İnkılâp kanunlarının korunması ile ilgili durum daha önceki anayasalarda yer alan kanunlar sıralanarak detaylı biçimde açıklanır.
Geçici Hükümler:
Kısmında anayasa değişiklikleri sırasında ortaya çıkan geçici durumlar yer alır.
Son Hükümler:
Anayasa değişikliğinin nasıl yapılabileceğini ve bu anayasa metni içeriği ile ilgili teknik bilgileri içerir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türkiye'nin laik (2.1) ve demokratik (2.1) bir cumhuriyet (1.1) olduğunu ve egemenliğini (6.1) kayıtsız şartsız milletten aldığını belirtmektedir.
Egemenlik, Türk Milleti'nden gelir ve bu egemenlik Türkiye Büyük Millet Meclisine yetki verir.
4. Madde,
Cumhuriyet'in ilk üç maddesinde tanımlanan kurucu ilkelerin değiştirilmesine ilişkin herhangi bir önerinin kabul edilemez olduğunu ve bu ilkeleri değiştirmeyi teklif dahi edememe durumunu tanımlar.
Aynı zamanda önsöz, Atatürk'ün milliyetçilik ilkesini de anarak Cumhuriyet'in "maddi ve manevi refahını" hedeflemektedir.
Türkiye devletinin temel niteliği laiklik (2), sosyal devlet (2), hukukun üstünlüğü (10), Cumhuriyet yönetimi (1), Cumhuriyet ve Türk Milleti'nin bölünmezliği (3.1) olarak tanımlanmıştır.
Bu şekilde, seküler demokrasi ilkelerine dayanan bir bütünleşik ulus-devletin kurulması amaçlanmaktadır.
Devletin Temel Amaç ve Görevleri Madde 5'te tanımlanmıştır. Anayasa, devletin Yasama Yetkisi (7.1),
Yürütme Yetkisi (8.1) ve
Yargı Yetkisi (9.1) arasında güçler ayrılığını kurmaktadır. Hukukçulara göre yasama ve yürütme organları arasındaki güçler ayrılığı gevşek bir şekilde tanımlanırken, yürütme organı ile yargı organı arasındaki ayrılık daha katı bir şekildedir.
İkinci bölüm: Hak ve hürriyetler
Daha fazla bilgi: Türkiye'de İnsan Hakları
Anayasa'nın İkinci Kısmı, temel hak ve hürriyetleri içeren "hak ve hürriyetlerin güvence altına alınması"nı düzenlemektedir. Bu kapsamda aşağıdaki haklar ve özgürlüklerin güvence altına alındığı belirtilmektedir:
Madde 17:
Kişisel dokunulmazlık, bireyin maddi ve manevi varlığı
Anayasa, her bireyin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu belirtir. Anayasaya göre tıbbi gereklilikler ve yasal düzenlemeler dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz ve rızası olmadan bilimsel veya tıbbi deneylere tabi tutulamaz. İşkence ve kötü muamele kesinlikle yasaktır; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye maruz bırakılamaz.
Ayrıca, meşru müdafaa, yakalama ve tutuklama emirlerinin yerine getirilmesi, kaçma girişimlerinin önlenmesi, ayaklanma veya isyanın bastırılması veya olağanüstü durumlar sırasında yetkili makamların verdiği emirlerin uygulanması gibi zorunlu durumlarda silah kullanılmasına dair yasal düzenlemeler bulunmaktadır. Bu hükümler, kanunun izin verdiği bu tür zorunlu durumlar dışında kalan öldürme eylemlerini kapsamaz.
Madde 18:
Zorla çalıştırmanın yasaklanması
Anayasa, kişilerin zorla çalıştırılamayacağını ve angaryanın yasak olduğunu belirtir. Ancak, belirli şartlar altında çalıştırmalara izin verilebilir. Bu şartlar, yasal düzenlemelerle belirlenir ve hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmaları, olağanüstü durumlarda vatandaşlardan istenecek hizmetleri, ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık görevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmalarını kapsar. Bu durumlar, zorla çalıştırma olarak kabul edilmez.
Madde 19:
Kişisel hürriyet ve güvenlik
Anayasa, kişilerin hürriyeti ve güvenliğine saygı gösterilmesini öngörür. Bu maddeye göre:
Mahkemelerce verilen hürriyeti kısıtlayıcı cezalar ve güvenlik tedbirlerinin uygulanması, mahkeme kararının veya yasal yükümlülüğün yerine getirilmesi, çocukların gözetim altına alınması veya yargı önüne çıkarılması için verilen kararların uygulanması, toplum için tehlike arz eden akıl hastaları, uyuşturucu madde veya alkol bağımlıları, serseriler veya hastalık yayabilecek kişilerin tedavi, eğitim veya ıslah edilmesi amacıyla alınan tedbirler, bu hükmenin dışındadır.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçma, delillerin yok edilmesi veya değiştirilmesini önleme veya benzeri durumları engelleme amacıyla veya yasada belirtilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yapılan yakalamalar, ancak suçüstü hali veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde gerçekleştirilebilir.
Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama nedenleri ile hakları hemen bildirilir. Kişiler, en geç kırksekiz saat içinde veya toplu suçlar için en çok dört gün içinde hakim önüne çıkarılır. Bu süreler olağanüstü hallerde uzatılabilir.
Tutuklanan kişiler, makul süre içinde yargılanma hakkına sahiptir ve serbest bırakılma talep edebilirler. Serbest bırakılma, ilgili kişinin yargılama sürecinde mahkemede hazır bulunmasını veya mahkemeye uymasını sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.
Hürriyeti kısıtlanan kişiler, durumlarının hemen değerlendirilmesi ve kanuna aykırı ise serbest bırakılması için yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptirler.
Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilere uğratılan zarar, Devlet tarafından tazmin edilir.
Madde 20:
Bireysel hayatın gizliliği
Anayasa, bireylerin özel hayatlarına ve aile hayatlarına saygı gösterilmesini önemseyen temel bir hakkı güvence altına almaktadır. Bu hakkın altında, özel hayatın ve aile hayatının gizliliği kesin bir şekilde korunmaktadır. Buna ek olarak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç önleme, genel sağlık ve genel ahlâk gibi belirli sebeplere dayalı olarak, özel kâğıtların, eşyaların ve kişisel verilerin gizliliği sadece hâkim kararı veya kanunla yetkilendirilmiş merciin yazılı emri ile ihlal edilebilir. Ancak bu tür müdahalelerin süresi ve sebepleri sıkı bir şekilde düzenlenmiştir ve hâkim denetimi gerekmektedir.
Madde 21:
Konut dokunulmazlığı
Anayasa, bireylerin konutlarına saygı gösterilmesini ve bu konutların dokunulmazlığını kesin bir şekilde korumaktadır. Bu hükme göre, millî güvenlik, kamu düzeni, suç önleme, genel sağlık ve genel ahlâk gibi belirli sebeplere dayalı olarak, kişinin konutuna girme, arama yapma veya konutta bulunan eşyalara el koyma ancak hâkim kararı veya kanunla yetkilendirilmiş merciin yazılı emri ile mümkün olabilir. Ancak bu tür müdahalelerin süresi ve sebepleri yine sıkı bir şekilde düzenlenmiş ve hâkim denetimi gerekmektedir.
Madde 22:
Haberleşme hürriyeti
Anayasa, bireylerin haberleşme hürriyetini ve haberleşmenin gizliliğini koruma altına almaktadır. Bu hükme göre, herkes haberleşme hürriyetine sahiptir ve haberleşme gizliliği esastır. Ancak millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması gibi belirli sebeplere dayalı olarak, haberleşmenin engellenmesi veya gizliliğine dokunulması ancak hâkim kararı veya kanunla yetkilendirilmiş merciin yazılı emri ile mümkün olabilir. Ayrıca, bu tür müdahalelerin süresi ve sebepleri sıkı bir şekilde düzenlenmiş ve hâkim denetimi gerekmektedir.
Anayasa, istisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşlarını kanunla belirlemiştir. Bu da demokratik denetim altında ve şeffaf bir şekilde haberleşme hürriyetinin sınırlanmasını sağlar. Bu hüküm, bireylerin özel iletişimlerinin gizliliğini korurken, kamusal güvenliği ve düzeni sağlama ihtiyacını dengelemeye yardımcı olur.
Madde 23:
Yerleşme ve seyahat hürriyeti
Anayasa, herkesin yerleşme ve seyahat hürriyetine sahip olduğunu belirtir. Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önleme, sosyal ve ekonomik gelişmeyi teşvik etme, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirme ve kamu mallarını koruma gibi amaçlarla sınırlanabilir. Seyahat hürriyeti ise suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle veya suç işlenmesini önlemek amacıyla kısıtlanabilir. Ancak bu sınırlamalar yasalara ve hâkim kararına dayandırılmalıdır.
Vatandaşların yurt dışına çıkma hürriyeti, sadece suç soruşturması veya kovuşturması nedeniyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir. Bu düzenleme, vatandaşların yurtdışına seyahat etme hakkını korurken, yasal süreçlerin gerektiği şekilde yürütülmesine olanak tanır. Vatandaşlar sınır dışı edilemez ve yurda giriş hakları ellerinden alınamaz.
Madde 24:
Din ve vicdan hürriyeti
Anayasa, her bireyin vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu vurgular. Bu hürriyet, 14. madde hükümlerine uygun olduğu sürece ibadet, dini ayinler ve törenler için serbesttir. Kimse, ibadete katılmaya, dini ayin ve törenlere zorlanamaz veya dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Ayrıca, dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz veya suçlanamaz. Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin denetimi ve gözetimi altında yapılır. İlk ve ortaöğretim kurumlarında din kültürü ve ahlak öğretimi zorunlu bir ders olarak okutulur. Diğer din eğitim ve öğretimi ise kişilerin kendi isteğine bağlıdır, ancak küçükler için kanuni temsilcilerinin talebine tabidir.
Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki düzenini dini kurallara dayandırma veya dini veya dini duyguları istismar etme amacıyla kötüye kullanamaz veya siyasi veya kişisel çıkar sağlayamaz. Bu hükümler, din özgürlüğünü ve toplumun dini inançlarını korurken, devletin laik yapısını sürdürmeyi amaçlar.
Madde 25:
Düşünce ve kanaat hürriyeti
Anayasa, her bireyin düşünce ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu belirtir. Bu hürriyet, herhangi bir sebep veya amaçla kimseye düşünce ve kanaatlerini açıklama zorunluluğu getirilemeyeceğini, ayrıca düşünce ve kanaatler sebebiyle kınanamayacağını ve suçlanamayacağını vurgular. Bu hüküm, bireylerin düşünce özgürlüğünü korur ve ifade özgürlüğünün temel bir ilkesini oluşturur.
Anayasada yer alan bu hüküm, düşünce ve ifade özgürlüğünün temel prensiplerini yansıtırken, bireylerin farklı düşünce ve kanaatlere sahip olma hakkını güvence altına alır.
Madde 26:
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti
Anayasa, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini düzenleyen önemli bir madde içerir. Madde 26, her bireye düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya diğer yöntemlerle tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkını tanır. Bu özgürlük, resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak veya vermek serbestliğini de içerir. Ayrıca, radyo, televizyon, sinema gibi iletişim araçlarının izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Ancak bu hürriyetler, belirli koşullar altında sınırlanabilir. Milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri, Devletin bölünmez bütünlüğü gibi amaçlarla sınırlamalar getirilebilir. Suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, devlet sırlarının korunması, başkalarının hakları ve özel hayatlarının gizliliği gibi nedenlerle de sınırlamalar yapılabilir. Ancak bu sınırlamalar, yasalara ve belirli prosedürlere uygun olarak gerçekleştirilmelidir.
Madde 27:
Bilim ve sanat hürriyeti
Anayasa, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkını herkese tanıdığını belirtir.
Bu hüküm, bilimsel ve sanatsal özgürlüğü korurken,
Anayasanın 1. madde (devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü koruma),
2. madde (Türkiye Cumhuriyeti'nin karakterinin değiştirilemezliği) ve
3. madde (Türkiye devletinin dini, dili, bayrağı, milli marşı, ulusal marşı, başkenti, arması ve resmi dili) hükümlerinin değiştirilmesi amacıyla kullanılamaz.
Ayrıca, bu madde hükmü yabancı yayınların ülkeye girmesi ve dağıtılmasının kanunla düzenlenmesine engel değildir. Bu, ülkenin ulusal çıkarlarını koruma ve yabancı yayınların denetlenmesi için bir yasal düzenleme yapılmasına olanak tanır.
Madde 28: Basın hürriyeti
Anayasa, basın hürriyetini ve sansürün yasak olduğunu vurgular. Basımevi kurmanın izin alma veya mali teminat yatırma şartlarına bağlanamayacağını belirtir. Aynı zamanda, devletin basın ve haber alma hürriyetlerini korumak için tedbirler alacağını ifade eder. Ancak, basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26. ve 27. maddelerinde belirtilen hükümlerin uygulanacağını belirtir. Devletin iç ve dış güvenliğini, ülkenin bölünmez bütünlüğünü tehdit eden veya suç işlenmesine veya isyana teşvik eden nitelikte olan haber veya yazılarla ilgili olarak yazanlar, bastıranlar veya dağıtanlar, bu suçlara ait kanun hükümlerine tabi olurlar. Bu tür haberlerin dağıtımı, hakim kararı veya kanunun yetkilendirdiği merci emriyle engellenebilir. Ayrıca, olaylar hakkında yayım yasağı konması, kanunla belirlenen sınırlar içinde ve hakim tarafından verilen kararlar saklı kalmak kaydıyla mümkün değildir. Süreli veya süresiz yayınlar, belirli suçlarla ilgili olarak mahkeme kararıyla toplatılabilir veya zapt edilebilir. Türkiye'de yayımlanan süreli yayınlar, ülkenin bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyetin temel ilkelerine, milli güvenliğe ve genel ahlaka aykırı olduğunda mahkeme kararıyla geçici olarak kapatılabilir.
Madde 33:
Dernek kurma hürriyeti
Anayasa, herkesin önceden izin almadan dernek kurma ve bu derneklere üye olma veya üyelikten çıkma hürriyetine sahip olduğunu belirtir. Aynı zamanda, hiç kimseyi bir derneğe üye olmaya veya üyelikten çıkmaya zorlamanın yasak olduğunu vurgular. Dernek kurma hürriyeti, belirli şartlar altında millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir. Derneklerin kurulması ve faaliyet göstermesiyle ilgili usul ve şartlar kanunla belirlenir. Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin veya suçluları yakalamanın gerektirdiği hallerde, kanunla yetkilendirilmiş bir merci, derneği faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı, yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, bu idarî karar kendiliğinden geçersiz olur.
Madde 34:
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı
Anayasaya göre, herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Ancak bu hak, belirli şartlar altında millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller ise kanunda belirtilir.
Madde 35: Mülkiyet hakkı
Anayasanın 5. maddesi, devletin varoluş nedeninin, "bireyin maddi ve manevi varlığının gelişimi için gerekli koşulları sağlamak" olduğunu belirtmektedir. Bu hakların birçoğu, Türkiye'nin Aralık 1948'de onaylayan ilk uluslararası insan hakları beyannamelerinden biri olan Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi gibi uluslararası insan hakları beyannamelerine dayanmaktadır.[69]
Hukukun önünde eşitlik
Anayasa, laik bir devlet olarak kuruluştan yanı sıra, 10. maddede, vatandaşlarının eşitliği konusunda kesin ifadeler bulundurmaktadır. Bu madde, "dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inançlar veya dini inançlar" temelinde herhangi bir ayrımcılığı yasaklamakta ve vatandaşların yasalar önünde eşitliklerini garanti etmektedir. Fransız Devrimi'nin ulus ve cumhuriyet ideallerine dayanarak, Madde 3, "Türk Devleti, toprakları ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir" ifadelerini tanımlar. Madde 66 ise Türk vatandaşlığı bağıyla Türk devletine bağlı olan herkesin Türk olduğunu tanımlamaktadır.
İfade özgürlüğü
Madde 26 ifade özgürlüğünü,
Madde 27 ve 28 basın özgürlüğünü,
Madde 33 ve 34 dernek kurma özgürlüğünü ve toplantı, protesto ve gösteri özgürlüğünü sağlar.
Sınıfsal ayrım
Hukuki açıdan sınıflar önemsiz kabul edilir (A10).
Anayasa, işçilerin "izin almadan" sendika kurma hakkını ve "sendikaya üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme hakkını" teyit eder (A51).
Madde 53 ve 54, işçilerin toplu sözleşme yapma ve grev hakkını teyit eder.
Üçüncü bölüm: Temel organlar
Yasama gücü
Ayrıca bakınız:
Türkiye'de siyaset,
Türkiye Büyük Millet Meclisi,
Cumhuriyet Senatosu (Türkiye),
Türkiye cumhurbaşkanı,
Türkiye başbakanı ve Bakanlar Kurulu (Türkiye)
Yedinci madde, egemen halkın tek ifade organı olarak bir tek meclisli parlamentonun kurulmasını sağlar. Anayasanın Altıncı maddesi, "egemenliğin tamamen ve kayıtız şartsız olarak millette olduğunu" ve "Türk Milleti'nin, Anayasa'da belirlenen prensiplere uygun olarak yetkili organlar aracılığıyla egemenliğini kullanacağını" teyit eder. Aynı madde, egemenliğin "hiçbir bireye, gruba veya sınıfa" devredilemeyeceğini ve "Anayasa'dan kaynaklanmayan herhangi bir devlet yetkisinin hiçbir kişi veya kurum tarafından kullanılamayacağını" belirtir.
80. madde (A80), ulusal egemenlik prensibini teyit eder: "Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, yalnızca kendi seçim bölgelerini veya temsilcilerini değil, bütün Milleti temsil ederler".
Üçüncü Bölüm, Birinci Kısım (75-100. maddeler),
Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasama organı olarak seçim ve işleyiş kurallarını, seçilme koşullarını (A76), milletvekillerinin dokunulmazlığını (A83) ve izlenmesi gereken genel yasama prosedürlerini belirler.
87 ve 88. maddelere göre, hem hükûmet hem de meclis kararname çıkarabilir, ancak yasaları yalnızca meclis çıkarabilir (A87) ve Türkiye Cumhuriyeti'nin diğer egemen devletlerle yaptığı anlaşmaları onaylayabilir (A90).
Cumhurbaşkanı, 2007 yılına kadar parlamento tarafından seçilen, 2007 yılında yapılan anayasa değişikliğindene ardından halkoylaması ile seçilen ve "Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk Milleti'nin birliğini" temsil eden ve 2017 yılına kadar törensel, 2017 yılından sonra yürütme yetkisinde etkin bir rol olan Devlet Başkanıdır (A104).
Yargı
Ayrıca bakınız: Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi
Dokuzuncu madde, "yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız mahkemeler tarafından kullanılacağını" teyit eder. Dördüncü Bölüm, mahkemelerin işleyişiyle ilgili kuralları sağlar ve tam bağımsızlıklarını garanti altına alır (A137-140).
Yargı, sadece yürütme ve yasama organlarından bağımsız olmasıyla değil, aynı zamanda İdari Yargı ve Adli Yargı olarak iki kuruluşa ayrılarak, kuvvetler ayrılığı prensibine uygun olarak faaliyet gösterir. İdari Yargı için en yüksek mahkeme Danıştay'dır (A155), Adli Yargı için ise Yargıtay en yüksek mahkemedir (A154).
Dördüncü Bölüm, İkinci Kısım, Anayasa Mahkemesi'nin yasaların ve hükûmet kararnamelerinin Anayasa'ya uygunluğunu inceleyen bir mahkeme olarak var olmasına izin verir.
Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanı, hükümet, milletvekilleri (A150), bir sanık veya davacı tarafından bir anayasa sorunu gündeme getirilen herhangi bir yargıç tarafından başvurulan davaları inceler (A152).
Anayasa Mahkemesi, hem yasa yürürlüğe girmeden önce hem de girdikten sonra inceleme hakkına sahiptir ve tüm yasaları veya kararnameleri tamamen iptal edebilir ve gelecekteki tüm durumlar için uygulanmalarını yasaklayabilir (A153).
Yürütme organı
Sekizinci maddeye göre, yürütme yetkisi 2017 yılına kadar Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kuruluna aitti, 2017 yılından sonra yetki tamamen Cumhurbaşkanlığına verildi. Üçüncü Bölüm, Birinci Kısım, İkinci Bölüm (Madde 109-116), eskiden Başbakan ve Bakanlar Kurulunun onaylanması ve işleyişi için kuralları belirlemekteydi (A109).
Üçüncü Bölüm, İkinci Kısım, Dördüncü Bölüm, merkezi idarenin ve cumhuriyetin önemli bazı kurumlarının, örneğin üniversitelerin (A130-132), yerel yönetimlerin (A127), temel kamu hizmetlerinin (A128) ve ulusal güvenliğin (A117-118) işleyişini düzenler. 123. madde, "idarenin teşkilat ve işleyişinin merkezileşme ve yerel yönetim ilkelerine dayandığını" belirtmektedir.
Ulusal güvenlik
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Cumhurbaşkanı'nın Başkomutanlık sıfatıyla emrine tabidir. TSK Genelkurmay Başkanı, görevlerini yerine getirirken eskiden Başbakan'a karşı sorumluydu, 2017 yılından sonra Cumhurbaşkanına karşı sorumludur.
Başbakan da diğer Bakanlar Kurulu üyeleriyle birlikte parlamentoya karşı sorumluydu, fakat bu durum 2017 anayasa değişiklikleri ile kaldırıldı ve tamamen Cumhurbaşkanlığı makamına bağlandı (A117).
Milli Güvenlik Kurulu, TSK'nın Genelkurmay Başkanı ve dört ana komutanı ile Bakanlar Kurulunun seçkin üyelerinden oluşan bir danışma kurulu olup "devletin ulusal güvenlik politikasını" geliştirmekle görevlidir (A118).
Anayasa değişiklikleri
Madde 175'te, Anayasa'nın kendi değiştirilme ve düzeltilme süreci de belirtilmiştir. Değişikliklerin yapılabilmesi için ya halk oylaması ya da Mecliste 2/3 çoğunluğun oyu gerekmektedir.
Anayasa'nın bir revizyonu, 13 Eylül 2010 tarihinde oylamaya katılan 39 milyon kişiden yüzde 58 onay alarak kabul edildi. Bu değişiklik, Meclisin bir dizi yüksek mahkeme hakimini atama yetkisine sahip olmasını sağlamakta, askeri mahkeme sisteminin sivil nüfus üzerindeki gücünü azaltmakta ve insan haklarını iyileştirmektedir. Değişiklikler ayrıca, 1980'lerin başında gerçekleşen askeri darbenin eski liderlerine kendilerine bağışladıkları dokunulmazlığı kaldırmaktaydı.[70] Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçmesini sağlayan 2017 anayasa değişikliği referandumunun %51'e yakın bir oy oranıyla kabulü sonucu anayasada köklü bir revizyona gidilmiştir.
Başlangıçtaki metin toplamda yirmi bir kez değişikliğe uğramıştır. Değişikliklerin tarihi ve ilgili kanunlar/kararlar şunlardır:
Sıra - Kanun - Gerçekleştiren
1 - 17 Mayıs 1987 tarih ve 3361 sayılı Kanun Anayasa Değişikliği - Halkoylaması
2 - 8 Temmuz 1993 tarih ve 3913 sayılı Kanun - Türkiye Büyük Millet Meclisi
3 - 23 Temmuz 1995 tarih ve 4121 sayılı Kanun
4 - 18 Haziran 1999 tarih ve 4388 sayılı Kanun
5 - 13 Ağustos 1999 tarih ve 4446 sayılı Kanun
6 - 3 Ekim 2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun
7 - 21 Kasım 2001 tarih ve 4720 sayılı Kanun
8 - 27 Aralık 2002 tarih ve 4777 sayılı Kanun
9 - 7 Mayıs 2004 tarih ve 5170 sayılı Kanun
10 - 21 Haziran 2005 tarih ve 5370 sayılı Kanun
11 - 29 Ekim 2005 tarih ve 5428 sayılı Kanun
12 - 13 Ekim 2006 tarih ve 5551 sayılı Kanun
13 - 10 Mayıs 2007 tarih ve 5659 sayılı Kanun
14 - 31 Mayıs 2007 tarih ve 5678 sayılı Kanun Anayasa Değişikliği - Halkoylaması
15 - 9 Şubat 2008 tarih ve 5735 sayılı Kanun - Türkiye Büyük Millet Meclisi
16 - Anayasa Mahkemesi'nin 5 Mayıs 2008 tarih ve 2008/16 Esas, 2008/116 Karar sayılı sayılı kararı - Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi
17 - 7 Mayıs 2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanun - Anayasa Değişikliği Halkoylaması
18 - Anayasa Mahkemesi'nin 7 Temmuz 2010 tarih ve 2010/49 Esas, 2010/87 Karar sayılı kararı - Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi
19 - Anayasa Mahkemesi'nin 7 Temmuz 2010 tarih ve 2010/49 Esas, 2010/87 Karar sayılı kararı
20 - 20 Mayıs 2016 tarih ve 6718 sayılı Kanun - Türkiye Büyük Millet Meclisi
21 - 21 Ocak 2017 tarih ve 6771 sayılı Kanun Anayasa Değişikliği - Halkoylaması
Analizler
Kazuistik yöntem
Anayasa, devletin kuruluşunu ve temel hakları ana hatlarıyla belirleyen bir anayasa değil, ayrıntılı düzenlemeler içeren bir "düzenleyici anayasa" olarak tanımlanır. Anayasa, her konuyu ayrıntılarıyla düzenlemeyi amaçlar ve "kazuistik yöntem" kullanılarak hazırlanmıştır. Benzer şekilde, 1961 Anayasası da mevcut anayasaya göre daha kısa ve daha az kazuistik özellik gösterir.
Katı uygulamalar
Anayasa, diğer kanunlara göre daha zor değiştirilebilen, "katı" veya "sert" bir anayasadır. Mevcut anayasa, 1961 Anayasası'na kıyasla daha katı bir yapıya sahiptir. İlk olarak, anayasanın yazılış aşamasında değiştirilmesi yasak olan hükümlerin sayısı artırılmıştır. İkinci olarak, anayasa değişikliği sürecine 1961 Anayasası'nda olmayan bir "onay" aşaması eklenmiştir. Cumhurbaşkanı, onaylamadığı Anayasa değişikliklerini halkoylamasına sunabilme yetkisine sahiptir.
Geçiş sürecinin özellikleri
Anayasa, geçiş dönemini altıncı kısmında düzenlemiştir. Anayasa hukukçusu Kemal Gözler'in analizine göre bu geçici hükümler, genel anayasa sistemiyle farklılık gösterir ve aşağıda özetlenmişti:
İlk Cumhurbaşkanının, Anayasanın halkoylaması sonucu kabul edilmesiyle birlikte seçilmesi (geçici madde 1).
Millî Güvenlik Konseyinin altı yıllık bir süre için Cumhurbaşkanlığı Konseyi haline dönüşmesi (geçici madde 2).
Altı yıllık bir süre için Cumhurbaşkanının, anayasa değişikliklerini bir defa daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri göndermesi durumunda, aynı değişikliğin kabul edilebilmesi için dörtte üç çoğunluğunun oyunun gerekliliği (geçici madde 9).
12 Eylül öncesi siyasal partilerin bazı yöneticileri ve parlamentoları hakkında beş veya on yıl süreyle siyasal faaliyet yasağı getirilmesi (geçici madde 4). Bu madde, 6 Eylül 1987 tarihli halkoylamasıyla kaldırılmıştır.
Güçlü yürütme erki
Anayasa, dünya genelinde görülen bir eğilime paralel olarak[79] devlet yapısının içinde yürütme organını güçlendirmiştir.[80] Anayasa, Cumhurbaşkanının yetkilerini artırarak ve aynı zamanda Bakanlar Kurulu içinde Başbakanın rolünü vurgulayarak bu güçlendirmeyi sağlamıştır.
Organlar arasındaki tıkanıklıkları giderici çözüm yolları
Anayasa hukukçusu Kemal Gözler'in analizine göre, anayasa, siyasi sistemde ortaya çıkan engelleri aşmak için çeşitli çözüm yolları öngörmüştür. Bazı örnekler şunlardır:
Anayasa, Türkiye'de seçimlerin yeniden yapılabilmesi yetkisini Cumhurbaşkanına vermiştir (madde 116). Bu düzenleme, hükûmetin belirli süre içinde kurulamaması durumunda krizleri çözme imkânı sağlamıştır.
1980'de altı ay boyunca Cumhurbaşkanı seçilemedi. Bunun önüne geçmek için 102. maddeye ek hüküm eklenerek cumhurbaşkanı seçiminin yapılabilmesi amaçlanmıştır.
Önceki dönemde Meclis Başkanlığı seçimlerinde sorunlar yaşandı çünkü üye tam sayısının salt çoğunluğu gerekmekteydi. Anayasa bu sorunu çözmek için başkanlık seçimini on güne indirgeyen 94. maddeyi ekledi.
Anayasa, Cumhuriyet Senatosu'nu kaldırarak tek meclis sistemine geçmiştir. Kanun yapma sürecini daha hızlı hale getirilmesi amaçlanmıştır.
Önceki dönemde parlamento toplantıları için üye tam sayısının salt çoğunluğu gerekmekteydi. Anayasa, toplantı için gerekli üye sayısını üçte bire düşürerek bu süreci hızlandırmayı amaçlamıştır.
Anayasa, siyasi partilerin parlamentoda grup oluşturabilmek için gereken milletvekili sayısını 10'dan 20'ye çıkarmıştır. Grupların meclis çalışmalarını engelleme olasılığının azaltılması amaçlanmıştır.
Daha az katılımcı demokrasi modeli
Anayasa, 1961 Anayasası'na göre daha az "katılımcı" bir demokrasi modelini benimsemiştir. Aynı zamanda, siyasetten uzaklaşmayı amaçlayan bir depolitizasyonu bir ölçüde hedeflemiştir. Ergun Özbudun'a göre, siyasal faaliyetlerin sadece siyasi partiler ve seçilmiş devlet organları aracılığıyla yürütülmesiyle ülke genelinde bir dereceye kadar depolitizasyon sağlanması hedeflenmiştir.

Yorumlar
Yorum Gönder